Prof. Dr. Hasan Dursun. NNY Ü; Kayseri - 2017

1. Sağlık, hastalık ve biyo-psiko-sosyal yaklaşım

Sağlık:

Sağlık canlı bir organizmanın fonksiyonel ve metabolik yeterlilik düzeyidir. Dünya sağlık örgütüne (WHO-1984) göre sağlık sadece “beden, ruh ve sosyal açıdan tam bir iyi olma hali ve hastalık veya sakatlığın olmaması” değil aynı zamanda “sosyal ve ekonomik açıdan üretken bir hayat sürebilme yeteneği” olarak tanımlanmaktadır.

Hastalık:

Hastalık “sağlık bozulması” ya da “bedenen, ruhen ve sosyal olarak tam iyi olmama hali ve bir hastalık veya sakatlığın olması” veya “sosyal ve ekonomik açıdan üretken bir hayat sürebilme yeteneğinin kaybıdır”

Hastalık organizmanın bir kısmını veya tamamını etkileyerek herhangi bir anatomik yapı veya fonksiyonda bozulmaya yol açan anormal bir durumdur. Vücudun normal işleyişini bozan herhangi bir rahatsızlığı ifade eder. Bu nedenle hastalıklar vücudun normal homeostatik süreçlerinin bozulması ile ilişkilidir. Hastalık genellikle spesifik semptomları ve bulguları olan tıbbi bir durum olarak yorumlanır.

Sağlıkta Biyo–psiko–sosyal model:

Biyo-psiko-sosyal model hastalık sonuçlarını biyolojik (genetik, biyokimyasal vb.), pikolojik (ruh hali, kişilik, davranış vb.) ve sosyal faktörlerin (kültürel, ailesel, sosyo-ekonomik, tıbbi vb.) karmaşık, değişken etkileşimine bağlayan bir görüştür. Biyo-psiko-sosyal model hastalıkları yalnızca virüsler, genler veya somatik anomaliler gibi biyolojik faktörlere bağlayan biyomedikal modele karşıdır. Bu model tıptan psikolojiye, sosyolojiye kadar uzanan disiplinler için geçerlidir.

Biyolojik sistemler, psikolojik durum ve sosyal ilişkiler birbirine bağlıdır. Biri diğerinden ayrı olarak çalışamaz. Bir sistemdeki herhangi bir olay diğerlerini de etkiler. Bu nedenle tedavi için sadece bedenin (biyolojik) iyileşmesi değil, ruhsal ve sosyal iyileşme de gereklidir.

2. Hastalıkların ve etkilerinin sınıflandırılması (WHO’ya göre)

Hastalıkları ve hastalıkların insan sağlığına ve fonksiyonlarına etkilerini sınıflandırmak karmaşık bir konudur. Hastalıklar genellikle nedenlerine (etyolojiye) göre sınıflandırılır. Bu amaçla WHO’nun ICD-10 sınıflandırması (http://apps.who.int/ classifications/icd10/browse/2010/en) kullanılmaktadır. Ancak bu sınıflandırma hastalıkların fonksiyonlara, günlük aktivitelere ve çevreyle ilişkilere etkilerini ve rehabilitasyon ihtiyaçlarını dikkate almaz. Sadece biyolojik modeli karşılar, biyo-psiko-sosyal modelle uyumlu değildir.

WHO bu nedenle 1993’te hastalıkların psikolojik ve sosyal yönlerini de içeren, biyo-psiko-sosyal modelle uyumlu ICIDH (İnternational Classification of İmpairments, Disabilities and Handicaps) sınıflamasını kabul etti. ICIDH hastalıkların etkilerini bozulma (impairment), sakatlık (disability) ve engellilik (handicap) olarak sınıflandırıyordu. ICIDH daha sonra geliştirilerek 2001’de ICF (International Classification of Functioning, Disability and Health-İşlevsellik, yetiyitimi ve sağlığın uluslararası sınıflandırması) adıyla yeniden yayınlandı.

ICF negatif anlam taşıyan impairment yerine poztif yöne vurgu yapan beden yapısı ve fonksiyonlarını, disability ve handikap yerine aktivite ve katılım gibi çevresel faktörleri esas almaktadır. (http://apps.who. int/classifications/icfbrowser/)

ICD-10 ve ICF sınıflama sistemleri bu ders konusunun dışındadır. Ancak hastalıkların etkilerinin ve rehabilitasyon konseptinin anlaşılabilmesi için ICIDH’a uygun bir sınıflama aşağıda verilmiştir. Buna göre hastalıkların beden ve fonksiyonlara etkileri aşağıdaki gibi 4 gruba ayrılabilir. Bu sınıflandırma biyo-psiko-sosyal modelle uyumludur.

a. Aktif patoloji (yapısal hastalık-disease veya ruhsal bozukluk–disorder) 

·         Bir organizmanın işlevini bozan herhangi bir anormal durum. 

·         Normal hücresel ve homeostatik süreçler bozulmuştur. 

·         Ancak sorun hücre düzeyindedir. 

·         Klinik bulgu ve belirtiler fark edilemez. 

·         Hastalık veya bozukluk sadece laboratuvar çalışmaları ile anlaşılabilir.

b. Bozulma (impairment)  

·         Psikolojik, fizyolojik veya anatomik yapı veya fonksiyonlardaki herhangi bir kayıp veya bozulma. 

·         Sorun doku veya organ düzeyindedir. 

·         Hastalık veya bozukluğun klinik bulgu ve belirtileri fark edilir hale gelmiştir.

c. Özürlülük, sakatlık (disability)

·         Normal bir insanın yapabileceği herhangi bir etkinliği gerçekleştirmedeki yetersizlik veya kısıtlanma (bozulmadan dolayı) 

·         Sorun bireysel düzeydedir. 

·         Fonksiyon kayıplarını ifade eder. 

·         Hasta yeme/içme, giyinme, bireysel bakım ve temizlik, bir yere gitme gibi yaşamak için gerekli günlük aktiviteleri kısmen veya tamamen yapamaz. 

d. Engellilik (handikap) 

·         Bozulma / sakatlık nedeni ile bir birey için (yaşa, cinsiyete, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak) normal kabul edilen bir rolün yerine getirilmesini sınırlayan / engelleyen dezavantaj. 

·         Sorun sosyal düzeydedir. 

·         Sosyal roller ve görevlerde bozulma vardır. 

Örnek:

Olay                Sınıflandırma             Yorumlama

Trafik kazası                   Hastalık                       Doku kaybı 

Ayağın kaybı                  İmpairment                 Ayak bütünlüğünün bozulması 

Yürüyememe                Engellilik                      Normal (günlük) bir aktivitenin bozulması 

İşsizlik                           Handikap                    İşini kaybetme ailedeki rolü değiştirir. 

3. Tedavi (terapi, bakım, menejman) 

Tedavi kavramı genellikle biyolojik modeli, yani hastalıkların medikal ve/veya cerrahi tedavisini açıklar. Bunun dışındaki tedavi yöntemleri terapi, bakım (care), tıbbi durumun yönetimi (menagement) ve çeşitli rehabilitayon çalışmalarını içerir. 

Tedavi sağlıklı olma halinin sürmesi (korunması ve bozulduğunda onarılması) için yapılan çalışmaları kapsar. Tedavi yaklaşımlarının Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon açısından basit ve hiyerarşik bir sınıflaması şu şekildedir;

·         Korunma (preventif tıp); en iyi (yan etkisi en az, en etkili, en konforlu ve en ucuz) tedavi,

·         Tıbbi tedavi (ilaç tedavisi-medikasyon) 

·         Cerrahi tedavi (ameliyat, operasyon) 

·         Fizik Tedavi: Hücresel ve homeostatik süreçlerin normale dönmesi beklenir. 

·         Alternatif ve tamamlayıcı tedavi yöntemleri (homeoterapi, aroma terapi, balneoterapi gibi) 

·         Sosyal hizmetler ve psikolojik destek (psikososyal rehabilitasyon) 

·         Rehabilitasyon; Özürlülük ve engellilik sözkonusu; hücresel ve homeostatik süreçlerin normale dönmesi mümkün değil; sekel mevcut. 

o   Bünyesinde “sosyal hizmetler, psikolojik destek ve fizik tedavi” dahil; diğer tüm tedavi yöntemlerini barındırır.

4. Prognoz (hastalığın seyrinin önceden tahmin edilmesi)

Hastalığın seyri tanıya, hastanın durumuna ve hastalığın evresine göre önceden tahmin edilebilir. Bunun için geçmiş tecrübelerden ve istatistiksel verilerden yararlanılır. 

·         Bazı sağlık sorunları geçicidir, yani prognoz iyidir. Tedavi ile veya kendiliğinden düzelebilir. 

o   Gripal enfeksiyon gibi 

·         Bazı sağlık sorunları kalıcıdır. Ancak ilerlemez (sekel kalır), prognoz stabildir. 

o   Omurilik yaralanmaları veya ampütasyon gibi 

·         Bazı sağlık sorunları ilerleyicidir, yani prognoz kötüdür. Ölümle sonuçlanabilir. 

o   Romatoid artrit, amiyotrofik lateral skleroz veya kanser gibi 

5. Fizyoterapi

Tedavide ısı, ışık, ses, elektrik, yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar, mekanik destekler ve terapötik egzersizler gibi fiziksel kuvvet, enerji kaynağı ve tekniklerin kullanılmasına fizik tedavi, fizik tedavisi, fizikoterapi, fizyoterapi, fiziksel tıp gibi isimler verilmektedir. 

Fizyoterapi modern tıbbın ayrılmaz bir parçasıdır ve önemi her geçen gün daha çok anlaşılmaktadır. Fizyoterapinin tedavideki yeri duruma göre değişir. Fizik ajanlar tedavide duruma göre primer (asıl), sekonder (yardımcı) veya tersiyer (alternatif) bir yöntem olarak kullanılabilirler. Bu ajanlar; tanı doğruysa, tedavi planı uygunsa ve makul hedefler söz konusuysa tek başlarına ya da diğer fizik ajanlarla veya diğer tedavi yöntemleri ile birlikte vazgeçilmez birer tedavi yöntemidirler. 

6. Tıbbi rehabilitasyon 

Rehabilitasyon; fonksiyon kayıplarının engellenmesine, tedavisine ve restorasyonuna yönelik çalışmaları kapsar. Uygulamada esas olarak terapötik egzersizler, yardımcı araçlar ve ortez-protez gibi mekanik destekler kullanılır. Fizik tedavi ve psikolojik ve sosyal destek dahil, diğer tüm tedavi yöntemlerini de içeren multidisipliner bir yaklaşımdır. 

Rehabilitasyon tedavinin farklı bir boyutudur. Maalesef bazı hastalıkların tedavisi mümkün olmaz. Geride birtakım sekeller ve fonksiyon kayıpları kalır. Hastalığa bağlı komplikasyonlar fonksiyon kayıplarını artırabilir. Bazı hastalıklar ise ilerleyici (progresif) özelliktedir. Fonksiyon kayıpları giderek artar. 

Sekeller ve fonksiyon kayıplarının olması o hastalar ve hastalıklar için hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmez. Bağımlılığın azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması ve engelli bireyin üretken ve sosyal bir birey haline gelebilmesi için gerekli yoğun bir çabanın adıdır “rehabilitasyon”

Not: 

1.       FTR bir ekip işidir. FTR'nin başarısı ekip üyelerinin hem teorik hem de pratik olarak iyi yetişmesi, ortak bir dil kullanması ve uyumlu çalışmasına bağlıdır. 

2.       Sağlık; insan hakları evrensel beyannamesinde ve anayasamızda (yaşama hakkı gibi) temel bir hak olarak kabul edilmiştir. Sağlık bozulmuşsa bir hastalık söz konusudur ve tedavi edilmelidir. 

3.      İnsanların yaşadıkları sürece her türlü tıbbi, psikolojik ve sosyal desteği almaları, öldükten sonra da insan onuruna yakışır şekilde yolcu edilmeleri, temel haklarıdır. 

7. Fizik, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon 

Fizik; eski Yunanca fizis “doğa” kökünden gelir. Bilim dalı olarak doğayı ve doğal olayları; yani maddeyi, maddenin hareketlerini, maddeye etki eden enerji ve kuvvetleri inceler. 

Fiziğin alt bilim dalları; mekanik, elektrik, manyetizma, optik, termodinamik, atom fiziği, katı hal fiziği ve nükleer fizik şeklinde sıralanabilir. 

Fiziksel enerji ve hareketlerin tedavi amacıyla kullanılmasına “Fizik Tedavi (physical therapy)” adı verilmektedir. Rehabilitasyon uygulamaları da büyük ölçüde fiziksel ajanlara ve uygulamalara dayanır. Bu nedenle her iki konsept Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon (FTR) adı altında sağlık bilimleri alanındaki yerini almıştır. 

Not: 

·         Fizik ayrıca sağlık ve tedavi anlamına da gelir. Physical examination – sağlık muayenesi 

8. Biyomekanik 

Biyomekanik canlı organizmaların yapı ve fonksiyonlarını mekanik prensiplerle inceleyen multidisipliner ve nispeten genç bir bilim dalıdır. “Biyomekanik” terimi canlı organizmalara mekanik yaklaşım için 1970’lerin başlarında kullanılmaya başlanmıştır. 

Mekanik fiziğin temel bölümlerinden biridir. Kuvvet altındaki cisimlerin denge ve hareketlerini inceler. Statik ve dinamik olmak üzere iki ana alt dalı vardır. 

Statik denge, dinamik hareketle ilgilenir. Statik sabit hareketleri, yani hareket etmeyen veya sabit hızla hareket eden sistemleri, dinamik ise akselerasyonun olduğu sistemleri inceler. 

Kinetiğin parametresi

 

Dinamik de kinetik ve kinematik olmak üzere iki alt dala ayrılır. 

Kinetik hareketin nedenlerini ve sonuçlarını, kinematik ise şeklini ve ölçülerini inceler. 

Kinetik harekete neden olan, hareketi engelleyen veya hareketi modifiye eden kuvvetlerle ilgilenir. Kuvvet (f = ma ) vücut üzerindeki bir itme veya çekme etkisi olarak düşünülebilir. Biyomekanik çalışmaları kasların doğurduğu kuvvetin istenilen hareketle uyumlu olup olmadığı ile de ilgilenir. 

Hareketlerin görünümünü tanımlayan kinematik vücudun uzaydaki pozisyonu ve hareketleri ile ilgilenir. Vücudun gözle gözlemlenebilen hareketlerine hareketlerin kinematiği denir. Kinematik çalışmaları hareketlerin ölçülerini, sıralamasını ve zamanlamasını içerir, ancak harekete neden olan veya hareketin neden olduğu kuvvetlere değinmez. Bir egzersizin kinematiği veya sergilenen sportif beceri daha çok form veya teknik olarak bilinir. Kinematiğin parametreleri yer değiştirme (deplasman), hız (velocity) ve ivmedir (hızlanma-acceleration). 

Kinematiğin parametreleri

 

Nispeten genç bir bilimsel araştırma alanı olsa da biyomekanik yaklaşım birçok bilimsel disiplinin ve mesleki alanın ilgisini çekmektedir. Zooloji, ortopedi, kardiyoloji, spor hekimliği, biyomedikal ve biyomekanik mühendisliği, fizik tedavi ve kinezyoloji canlıların yapı ve fonksiyonlarına biyomekanik açıdan ilgi duyarlar.

Biyomekanistler farklı akademik kökenden ve mesleki alanlardan gelirler. Her bir akademik disiplinin ve mesleki alanın biyomekaniğe yaklaşımı ve biyomekanikten beklentisi farklıdır. Bu nedenle biyomekanik araştırmaları sorunlu bir alandır. Temel biyomekanik bilgisi hekimler, fizyoterapistler, beden eğitimi öğretmenleri, antrenörler, kişisel eğitmenler ve egzersiz hocaları gibi insan hareketleri ile ilgilenen profesyoneller için gereklidir. 

Bazı biyomekanistler devekuşu lokomosyonu, dar arterlerde kan akımı veya dental kavitelerin mikro haritası gibi ekstrem konularla da ilgilenirler. Fizyoterapi açısından insan hareketlerinin biyomekanik analizini anlamak yeterlidir. 

Biyomekaniğin günümüzdeki uygulama alanları aşağıda sıralanmıştır; 

·         Lokomosyon (hareket, yürüme, koşma) 

·         Organlarda kuvvet-hareket ilişkisi 

·         Yük kaldırma, tırmanma, fırlatma gibi aktivitelerin modelleme ve simülasyonu 

·         İnsan eklemlerinin modellenmesi (ayak bileği, diz, dirsek, kalça, omurga, omuz gibi) 

·         Spor biyomekaniği ve fiziksel performans 

·         Kas mekaniği 

·         Protez, ortez ve implantlar 

·         Nöromusküler (postür analizi, denge gibi) 

·         Tanı ve tedavi yöntem ve cihazları 

·         Kırık (kemik), rüptür (tendon, bağ) 

·         Doku mühendisliği 

·         Dolaşım sisteminde kan akışı 

·         Akciğerde hava akımı 

9. Kinezyoloji 

Kinezyoloji (hareket bilimi) Yunanca kinesis (hereket emek) ve ology (araştırmak) köklerinden türemiştir. Geniş anlamda; lokomotor sistem anatomisini, egzersiz fizyolojisini, biyomekaniği ve motor kontrolü içerir. Daha dar anlamda ise kas iskelet sistemi içinde, insan hareketlerinin anatomik ve biyomekanik etkileşimine odaklanan bir bilim dalı olarak tanımlanabilir. 

·         Kinezyolojik çalışmaların amacı 

·         İnsan vücudunu etkileyen kuvvetleri ve ortaya çıkan hareketleri incelemek 

·         Kuvvetleri manipüle ederek performansı artırmak, yaralanmaları engellemek veya tedavi etmek 

Ø  Performans artışı için kuvvet ve hareketin 

o  Güvenli, 

o  Uygun ve 

o  Etkin olması gerekir

 b. Kas – İskelet kinezyolojisinin kapsamı 

ı. Motor yeteneklerin (becerinin) tanımlanması 

·         Becerinin primer amacını, 

·         Hareketin fazlarını, 

·         Becerinin sınıflanmasını ve 

·         Hareketin eş zamanlı – sıralı yapısını (simültane – sekansiyel natürü) içerir. 

ıı. Anatomik analiz 

·         Eklem ve segment hareketlerini, 

·         Kas katılımı ve kasılma şeklini, 

·         Nöromüsküler etkileri ve 

·         Etkili ve güvenli performans ile ilgili anatomik ilkeleri içerir. 

ııı. Mekanik analiz 

·         Temel mekaniği, 

·         Harekete neden olan veya hareketi engelleyen kuvvetlerin natürünü, 

·         Mekanik prensipleri ve 

·         Prensiplerin ihlalini içerir. 

ıv. Performansı artırmak için biyomekanikten yararlanan branşlar 

·         Klinisyenler: Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı, spor hekimi, fizyoterapist 

·         Koç veya antrenör 

·         Ergonomist ve biyomekanik uzmanı 

·         Diğerleri: Adli tıp, sanat, sahne sanatları, animasyon alanında yetkin kişiler 

v. Kas İskelet sistemi kinezyolojisinde bilginin kaynağı 

·         Kas iskelet anatomisi ve fizyolojisi 

·         Antropometri 

·         Biyomekanik 

1.    Statik 

2.    Dinamik 

3.    Sıvı mekaniği 

·         Nörofizyoloji 

·         Davranış bilimleri 

Kaynaklar:

 

 

view site