Vit D yağda çözünen bir vitamindir. Günlük ihtiyacın çok azı (~%20) besinlerle karşılanır. Daha çok deride, endojen olarak üretilir. Ultraviyole (UV) ışınları derideki kolesterolü inaktif Vit D‘ye (kolekalsiferol) dönüştürür. İnaktif Vit D, kaynağı ne olusa olsun önce karaciğerde, sonra böbreklerde işlenerek aktif Vit D’ye (1,25 di hidroksi kolekalsiferol, kalsidiol) dönüşür.

   Vit D bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırır, serum kalsiyum ve fosfat konsantrasyonlarını düzenler. Bu normal kemik mineralizasyonu ve hipokalsemik tetaninin engellenmesi için gereklidir. Vit D ayrıca kemik büyümesi ve remodeling için de gereklidir. Kemik, Vit D eksikliğinde ince, kırılgan veya biçimsiz bir hal alır. Yeterli Vit D çocuklarda raşitizmi, yetişkinlerde osteomalaziyi önler, yaşlılarda kalsiyumla birlikte alındığında osteoporozdan korunmaya yardımcı olur.

   Vit D ayrıca nöromusküler ve immun fonksiyonları da düzenler ve enflamasyonu azaltır. Hücre proliferasyonu, diferansiyasyonu ve apoptozisi düzenleyen bir çok gen kısmen Vit D ile modüle edilir. İnsan hücre kültürlerinin birçoğu Vit D reseptörü içerir. Sağlıklı bireylerde Vit D reseptörüne sahip hücrelerin 25(OH)D'yi, 1,25 (OH) D ye dönüştürdüğüne dair bulgular mevcuttur.

   Vit D stoğunun en iyi endikatörü serum 25(OH)D konsantrasyonudur. 25(OH)D’nin dolaşımdaki yarılanma ömrü 15 gün gibi uzun bir süredir ve hem deride üretilen ve besinlerle alınan (doğal)ve hem de destek olarak alınan(suplement)Vit D düzeyini gösterir. Ancak serum dışı dokularda stoklanan Vit D miktarını göstermez. Dolaşımdaki 1,25(OH)2D düzeyi, D vit için iyi bir edikatör değildir. Çünkü yarılanma ömrü görece daha kısadır (15 saat) ve parathormon, kalsiyum ve fosfatlar tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilir. Ağır bir D vit yetmezliği gelişinceye kadar normal seviyelerin altına inmez.

   Serum 25(OH)D konsantrasyonunun hangi seviyede olması gerektiği tartışmalıdır. (Tablo 1). 15ng/ml’nin altındaki değerler genellikle yetersiz kabul edilmekte ve daha yüksek konsantrasyonlar önerilmektedir. Bazı doktorlar genel sağlık ve hastalıklardan korunmak için 30 ng/ml’den daha yüksek konsantrasyonlar önermektedir. Ancak bu görüşü destekleyen yeterli veri yoktur. Serum 25(OH)D konsantrasyonu sürekli olarak 200 ng/ml’ın üzerinde seyrediyorsa toksik etkileri olabilir.

   D vit stoğunu değerlendirirken gerçek serum 25(OH)D  konsantrasyonunu ölçmek de ayrı bir sorundur. Çünkü farklı laboratuvarlarda, farklı yöntemler kullanılmaktadır. Bir kan örneğinden, ölçüm yöntemine göre yanlış yüksek veya yanlış düşük değerler elde edilebilir. Temmuz 2009’da geliştirlen referans bir materyalle, laboratuarlar arasında standardizasyona imkan sağlanabileceği ileri sürülmektedir. 

  Tablo 1: Serum 25-hidroksivitamin D [25 (OH) D] konsantrasyonları ve Sağlık *

ng/mL**

nmol/L**

Sağlık durumu

<10-11

<25-27.5

D vit eksikliği. Çocuklarda Raşitizm, erişkinlerde osteomalasi gelişir

  10-15

  25-37.5

Sağlıklı bireylerde, kemik ve genel sağlık için yetersiz

≥15

≥37.5

Sağlıklı bireylerde, kemik ve genel sağlık için yeterli

Sürekli

>200

Sürekli

>500

Potansiyel toksisiteye dikkat. Yeterli veri olmamakla birlikte hiperkalsemi ve hiperfosfatemi gelişebilir. Bir hayvan modelinde ≤400 ng/mL (≤1,000 nmol/L) dozların toksik olmadığı gözlenmiştir.

* Serum 25(OH)D konsantrasyonu hem millitrede nanogram, hem de litrede nanomo olarak verilmiştir. 
**1 ng/mL = 2.5 nmol/L

 

 Önerilen günlük dozlar

    Günlük önerilen dozlar mikrogram (mcg) ve internasyonel ünite (IU) olarak verilebilir. 1 mcg, 40 İÜ’ye tekabül eder (Tablo 2). Bu vitaminlerin gün ışığı ile temasla sentezlenmediği varsayılır. Amarika pediatri akademisi çocuk ve ergenlerde günlük 400İÜ'nin güvenli olduğunu ve doğumdan itibaren 400İÜ/ gün Vit D takviyesini önermektedir.

 Tablo 2: Günlük Vit D ihtiyacı.

Yaş

Çocuk

Erkek

Kadın

Gebelik

Emzirme

13 yaş öncesi

5 mcg (200 IU)

 

 

 

 

14-18 yaş

 

5 mcg (200 IU)

5 mcg(200 IU)

5 mcg (200 IU)

5 mcg (200 IU)

19-50 yaş

 

5 mcg (200 IU)

5 mcg (200 IU)

5 mcg (200 IU)

5 mcg (200 IU)

51-70 yaş

 

10 mcg (400 IU)

10 mcg (400 IU)

 

 

71+ yaş

 

15 mcg (600 IU)

15 mcg (600 IU)

 

 

 

D vitamini kaynakları

   Vit D'nin asıl kaynağı güneş ışığıdır. 290-315 nm dalga boyundaki UV-B ışınları açık deriye penetre olur ve derideki 7-dehidrokolesterolü (previtamin D3), Vit D3'e dönüştürür. Mevsim, coğrafi bölge, günün saati, bulut örtüsü, sis, cildin melanin içeriği ve koruyucu kremler Vit D3 sentezini etkiler. UV, 42º'nin kuzeyindeki bölgelerde kasım-şubat ayları arasında (kış) Vit D için yeterli olmaz.

   UV miktarı bulutlu havalarda %50, sisli havalarda %60 azalır. UV-B camdan geçemez. Bu nedenle pencereden gelen ışık Vit D üretmez. 8 ve daha fazla koruma faktörlü güneş kremleri de UV'yi engellerler.  Tüm bu nedenlerle yeterli D vit için ne kadar gün ışığı almak gerektiğini söylemek güçtür. Bazı araştırmacılar; saat 10-15 arasında olmak üzere, haftada en az iki gün  yüz, kollar, bacaklar veya sırtın 5-30 dk süreyle güneşe maruz kalmasının yeterli olduğunu düşünmektedirler. %2-6 oranında UV-B üreten solariumların da etkili olduğu bildirilmekterir. Yetersiz güneş ışınına maruz kalanların ek Vit D alması gerekir.

   Vit D doğada çok az gıda bulunur. Balık eti (somon, ton balığı, uskumru gibi) ve balık karaciğer yağları en iyi Vit D kaynaklarıdır. Ayrıca sığır eti, karaciğer, peynir ve yumurta sarısı da az miktarda Vit D içerir. Vit D, bu besinlerde inaktif Vit D3 (kolekalsiferol) formundadır. Bazı mantarlar gün ışığına maruz kalma süresine bağlı olarak, değişik miktarlarda Vit D2 (ergokalsiferol) üretirler.

    D vit sentezindeki rolüne rağmen güneş ışınlarına ve solariumlara karşı dikkatli olmak gerekir.  Çünkü cilt kanserlerinin en önemli nedeni güneş ışınlarıdır. UV’nin cilt üzerindeki hayat boyu yaptığı toplam (kümülatif) hasar kuruluk ve diğer kozmetiklerin etkilerinden fazladır. Cilt kanserini azaltmak için güneş ışığında ne sıklık ve süre kalmak gerektiği ise bilinmiyor.

   Gıda destekleri (supplement) ve katkılı gıdalarda iki Vit D formu; D2 (ergokalsiferol) ve D3 (kolekalsiferol) bulunur. Vitamin D2 bira mayasındaki ergosterolun UV ile ışınlanmasıyla elde edilir. Vit D3 ise lanolindeki 7-dehidrokolesterolün ışınlanması ve kolesterolün kimyasal dönüşümü ile elde edilir. Bunların geleneksel olarak eşdeğer olduğu kabul edilmekle birlikte metabolizmaları farklıdır. D3, D2 ye göre serum 25(OH) seviyesini yükseltmede 3 kat daha etkilidir, bu seviyeleri daha uzun süre devam ettirir ve metabolitlerinin serum proteinlerine bağlanma oranı yüksektir. Metabolitlerin reseptöre bağlanma eğilimi fonksiyonel bir ölçüm değilse de, etkinin erken başlaması açısından önemlidir. Ancak her iki form da doğal Vit D gibi serum 25(OH)D seviyesini yükseltmede etkilidir.

D vitamini eksikliği

   Vit D eksikliği uzun süreli yetersiz alım, emilim bozukluğu, yetersiz güneş ışığı veya böbreklerde aktif forma dönüşmedeki sorunlara bağlıdır. Süt allerjisi, laktoz intoleransı ve sıkı vejeteryanlarda Vit D'den fakir beslenme söz konusudur.

   D vitamini eksikliği çocuklarda raşitizme, erişkinlerde osteomalasiye neden olur. Raşitizmde kemiğin mineralizasyonu bozulur ve kemik ve iskelet deformiteleri ortaya çıkabilir. Raşitizm ilk kez 17. yüzyıl ortalarında tanımlanmış, 19. ve 20. yüzyıllarda günde 1-3 çay kaşığı morina karaciğeri yağı tüketenlerde görülmediği fark edilmiştir. 1920 li yıllarda UV ışınlarıyla Vit D öncü maddelerinin ortaya çıktığı saptanmıştır.

   Özellikle koyu tenlilerde, Vit D desteği almadan uzun süre emziren annlerin çocuklarında raşitizm görülmektedir. Raşitizmin diğer nedenleri güneş kremlerinin aşırı kullanılması ve çocukların daha az güneşe çıkarılmasıdır.

   Erişkinlerde vitamin D eksikliği kas ve kemiklerde zayıflamaya neden olur. Kemik ağrıları ve kas güçsüzlüğü D vit eksikliğine işaret edebilir. 

 D vitamini eksikliği riski taşıyanlar

   D vitamini ihtiyacının sadece anne sütüyle karşılanması mümkün değildir. Anne sütü yaklaşık 25 IU/L Vit D içerir. Bebekler güneş ışığından da korunurlar. Bu nedenle günlük 400 İÜ Vit D ile desteklenmelidirler.

   50 yaşından sonra Vit D yetersizliği riski artar. Yaşlılarda deri Vit D sentezleyemez ve böbreklerde daha az Vit D aktive edilebilir. Kalça kırığı olanların yarısında 25 (OH) D düzeyi 12 ng/mL'nin altındadır (<30 nmol/L).

   Eve bağlı bireyler, kuzey ülkelerde yaşayanlar, dini nedenlerle sıkı örtünenler ve ışıksız yerde çalışanlarda yeterli Vit D sentezlenemez.

   Esmerlerde, yoğun melanin pigmenti derinin Vit D üretim yeteneğinin azaltır. Koyu tenli yaşlı hanımlar daha yüksek Vit D eksikliği riski altındadır.

   Yağda çözünen bir vitamin olan Vit D emilimi için diyette bir miktar yağ gerekir. Bu nedenle yağdan fakir beslenenlerin ilave Vit D alması gerekir. Bazı karaciğer hastalıkları, kistik fibrozis, Crohn hastalığı gibi tıbbi durumlarda da yağ malabsorbsiyonu görülebilir.

   Vücut kitle indeksi (BMI) ≥ 30 olanların plazma 25 (OH)D konsantrasyonları genellikle düşüktür. Bu obeziteye ve yağsız beslenmeye bağlıdır. Obezite derinin D vitamini sentez kapasitesini etkilemez, ancak kalın detri altı yağ dokusu Vit D'nin kan dolaşımına geçişini engeller. Oral Vit D verildiğinde BMI ile serum konsatrasyonu arasında ters ilişki vardır. Bu muhtemelen Vit D'nin bir kısmının geniş yağ kitlesi tarafından tutulmasına bağlıdır. Gastrik by pass ameliyetı olanlarda, Vit D'nin emildiği üst ince barsağın bir kısmı çıkarıldığından yeterli Vit D alınsa bile, emilim yetersizdir. 

D vitamini ve genel sağlık

   Kemik ve genel sağlık için optimal 25 (OH) D  konsantrasyonunun ne olması gerektiği belli değildir. Ancak 16-48 ng/mL (40-120 nmol/L) arasında olması gerektiği kabul edilmektedir. Mart 2007 de yayınlanan bir makalede 25 (OH) D konsantrasyonun  ≥ 30ng/ml (≥ 75 nmol/L) olması gerektiği ileri sürülmektedir. Bu çalışmaya göre  400İÜ/gün Vit D takviyesinin kan konsantrasyonunu yalnızca 2,8-4,8 ng/ml (7-12 nmol / L) artırdığı, 20-32ng/ml (50-80nmol/L) lik bir artış için yaklaşık 1.700 İÜ ilave Vit D almak gerektiği ileri sürülmektedir.

   Osteoporoz daha çok yetersiz kalsiyum alımı ile (<1,000-1,200 mg/gün)  ilişkilidir. D vitamini kalsiyum emilimini azaltarak osteoporoza katkıda bulunur. Raşitizm ve osteomalazi gibi uç örneklerin yanında, uzun süreli D vitamini ve kalsiyum eksikliği osteoporoza da neden olur. Yeterli Vit D seviyesi yaşlılarda, hareket etmekte güçlük çekenlerde, postmenapozal kadınlarda ve uzun süreli kortizon kullananlarda kemik gücünü korumada ve osteoporozu engellemede yardımcı olabilir. Düzenli vitamin D3 (700-800 IU/gün) ve kalsiyum (500-1,200 mg/gün) alımının düşme riskini, kırık oranı ve 62-85 yaş arası yaşlılarda kemik kaybını azalttığı bildirilmektedir. Kırık riskindeki en belirgin azalma, özellikle bakımevlerinde yaşayan 85 yaş civarıdaki yaşlılarda görülmektedir.

   Laboratuvar ve hayvan deneyleri ve epidemiyolojik çalışmalar Vit D'nin kanser riskini etkilediğini göstermektedir. Bulgular Vit D'nin kalın barsak, prostat ve meme kanserinden korunmada da bir rolü olduğunu düşündürmektedir. Diğer yandan pankreas kanser riskini artırıyor olabilir.

   Araştırmalar Vit D'nin Tip 1 ve Tip 2 diyabet, hipertansiyon, glukoz intoleransı, multipl skleroz ve diğer tıbbi durumların önlenmesi ve tedavisinde de yararlı etkileri olduğunu düşündürmektedir. Vit D takviyesinin ölüm oranlarını %7 azalttığı gözlenmiştir.

D vitamini toksikasyonu

   D vitamini toksisitesi bulantı, kusma, iştahsızlık, kabızlık, halsizlik ve kilo kaybı gibi nonspesifik belirtilere yol açabilir. Kan kalsiyum düzeyini artırabilir, konfüzyon gibi mental durum değişikliklerine ve kalp ritim bozukluklarına yol açabilir. Günde 1 g Ca ve 400 İÜ Vit D alanlarda, 7 yıldan sonra böbrek taşı sıklığı %17 artırmaktadır. Serum 25 (OH) D konsantrasyonunun sürekli >200 ng/ml (> 500 nmol/L) olmasının toksik potansiyel taşıdığı kabul edilir. Ancak bir hayvan modelinde ≤400 ng/ml'nin (≤ 1.000 nmol/L) güvenilir olduğu gösetrilmiştir.

   Uzun süre gün ışığında kalmak Vit D toksisitesine neden olmaz. Çünkü derinin uzun süre sıcak kalması previtamin D3 ve Vit D3 ün parçalanmasına neden olur. Balık karaciğer yağı gibi gıdaların aşrı tüketilmesi de Vit D toksisitesine neden olmaz. Toksisite daha çok ek vitamin desteklerinin aşırı kulanıldığı durumlarda görülür.

   Uzun süre, önerilenden daha yüksek dozda Vit D alımı yan etki riskini artırır. Kısa süreli veya periyodik olarak alınan yüksek dozlar (Ör.: 50,000 IU/hafta, 8 hafta süreyle) toksisiteye neden olmaz. Ancak depolanan D vit, normal serum 25(OH)D konsantrasyonun korunmasını sağlar.

Tablo 4: Vitamin D takviyesinde tolere edilebilen üst  sınır

Yaş

Çocuk

Erkek

Kadın

Hamile

Laktasyon

İlk 12 ay

25 mcg (1,000 IU)

 

 

 

 

1-13 yaş

50 mcg (2,000 IU)

 

 

 

 

14+ yaş

 

50 mcg (2,000 IU)

50 mcg (2,000 IU)

50 mcg (2,000 IU)

50 mcg (2,000 IU)

 

İlaç Etkileşimleri

   Prednisone gibi kortikosteroidler kalsiyum emilimini azaltır ve Vit D metabolizmasını bozarlar. Bu nedenle uzun süre kullanımlarında osteoporoza neden olan kemik kaybı gözlenir. Orlistat ve kolestiramin Vit D ve diğer yağda çözünen vitaminlerin emilimini azaltabilir. Antiepileptik olarak kullanılan fenobarbital ve fenitoin Vit D'nin karaciğerde metabolize edilerek inaktive olmasına ve kalsiyum emiliminin azalmasına neden olurlar.